İş yerinde huzuru bozanlar : The Nole Asshole Rule ya da 'sıfır pislik' kuralı

Çalışma hayatında özellikle büyük şirketlerde şirket içinde huzuru bozan bazı tipler vardır. Bu tipler tam anlamıyla sizin işinize severek gelmenizi ve ideal bir şekilde çalışmanıza davranışlarıyla engel olurlar.
İç dünyası karışık, kendisiyle barışık olmayan, presinsipleri ve davranışları iyi ve ideal bir insana uymayan karaktere sahiptiler.
İç dünyası karışık, kendisiyle barışık olmayan, presinsipleri ve davranışları iyi ve ideal bir insana uymayan karaktere sahiptiler.
Aşağıda Hürriyet İK’da 6 Ocak 2008’de yayınlanan bir yazı var. Bu tipleri tanımlamaya çalışıyor.
http://www.yenibiris.com/CareerSupport/DisplayArticle.aspx?vID=8852§ionID=9
http://www.yenibiris.com/CareerSupport/DisplayArticle.aspx?vID=8852§ionID=9
Son yılların en çok ses getiren yönetim kitabıydı. Rivayete göre, Harvard Business School Press adına itiraz ederek basmamış, ama Prof. Sutton kitabın adını değiştirmemek için yayınevini değiştirmiş.
Kitabın Fransızca baskısında önsöz yazan ESCP-EAP Management Profesörü Hervy Laroche yazara hak veriyor:
"Stanford’un saygıdeğer bir hocası bunlara ısrarla ’asshole’ diyorsa, şirketlerin bilerek veya bilmeyerek gözardı ettiği bir gerçeği ancak böyle vurucu bir ifadeyle gözler önüne serebileceğindendir."
İşte bu ’çarpıcı’ kitaptan yazarın isteğine ve kitabın ruhuna uysun diye biraz ’çarpıcı’ olmasına affınıza sığınarak göz yumduğumuz alıntılar.
ONLARI NASIL TANIYACAKSINIZ?
Temizliğin ilk safhası, bunları teşhis etmek. Prof. Sutton, denk gelirseniz, en kolay tanı metodu olarak (tercüme etmeye kalkışmadığımız) ’STARBUCKS TEST’i öneriyor.
Sturbucks’ta garsona "a decaf grande half-soy, half-low fat, iced vanilla, double-shot, gingerbread cappuccino, extra dry, light ice, with one Sweet-n’-Low and one NutraSweet" sipariş eden birini görürseniz, şüpheye mahal yok, garsonu ezmeye, kendi önemini kanıtlamaya çalışan biriyle, yani bir pislikle karşı karşıyasınız, diyor.
İkinci bir metod, Google’da bir isim (yahut bir meslek) + asshole yazıp taramaktır, diyor Sutton. Mesela ’asshole’ ve ’George W.Bush’ yazarsanız 792.000 sonuca ulaşırsınız. ’Paris Hilton’ yazarsanız bu rakam 1.420.000’e çıkar. (’journalist’ yazarsanız sadece 416.000 cevap geliyor ki, bu da bir teselli!)
Ama böyle bir tesadüfü beklemeden, işi Google’a bırakmadan, bunları yaptıklarına bakarak da teşhis edebilirsiniz. Sutton, şirket pisliklerinin 12 olağan ’pisliğini’ şöyle sıralıyor:
- Küfreder, hakaret eder
- Başkalarının alanına tecavüz eder
- Can sıkıcı fiziki temaslara teşebbüs eder
- Sözlü veya görsel tehditler savurur, yıldırma metodları uygular
- İğneleyici şaka ve sözde ’takılma’ ayağına ağır laflar eder
- Rahatsız edici e-postalar gönderir
- Sosyal ve profesyonel kuralları (statüyü) sürekli eleştirir
- Herkesin içinde mahçup eden eleştiriler yapar
- Terbiyesizce söz keser
- İkiyüzlü saldırılarda bulunur
- Pis bakışlar atar
- İnsanlara ’görünmez’ muamelesi yapar
"Stanford’un saygıdeğer bir hocası bunlara ısrarla ’asshole’ diyorsa, şirketlerin bilerek veya bilmeyerek gözardı ettiği bir gerçeği ancak böyle vurucu bir ifadeyle gözler önüne serebileceğindendir."
İşte bu ’çarpıcı’ kitaptan yazarın isteğine ve kitabın ruhuna uysun diye biraz ’çarpıcı’ olmasına affınıza sığınarak göz yumduğumuz alıntılar.
ONLARI NASIL TANIYACAKSINIZ?
Temizliğin ilk safhası, bunları teşhis etmek. Prof. Sutton, denk gelirseniz, en kolay tanı metodu olarak (tercüme etmeye kalkışmadığımız) ’STARBUCKS TEST’i öneriyor.
Sturbucks’ta garsona "a decaf grande half-soy, half-low fat, iced vanilla, double-shot, gingerbread cappuccino, extra dry, light ice, with one Sweet-n’-Low and one NutraSweet" sipariş eden birini görürseniz, şüpheye mahal yok, garsonu ezmeye, kendi önemini kanıtlamaya çalışan biriyle, yani bir pislikle karşı karşıyasınız, diyor.
İkinci bir metod, Google’da bir isim (yahut bir meslek) + asshole yazıp taramaktır, diyor Sutton. Mesela ’asshole’ ve ’George W.Bush’ yazarsanız 792.000 sonuca ulaşırsınız. ’Paris Hilton’ yazarsanız bu rakam 1.420.000’e çıkar. (’journalist’ yazarsanız sadece 416.000 cevap geliyor ki, bu da bir teselli!)
Ama böyle bir tesadüfü beklemeden, işi Google’a bırakmadan, bunları yaptıklarına bakarak da teşhis edebilirsiniz. Sutton, şirket pisliklerinin 12 olağan ’pisliğini’ şöyle sıralıyor:
- Küfreder, hakaret eder
- Başkalarının alanına tecavüz eder
- Can sıkıcı fiziki temaslara teşebbüs eder
- Sözlü veya görsel tehditler savurur, yıldırma metodları uygular
- İğneleyici şaka ve sözde ’takılma’ ayağına ağır laflar eder
- Rahatsız edici e-postalar gönderir
- Sosyal ve profesyonel kuralları (statüyü) sürekli eleştirir
- Herkesin içinde mahçup eden eleştiriler yapar
- Terbiyesizce söz keser
- İkiyüzlü saldırılarda bulunur
- Pis bakışlar atar
- İnsanlara ’görünmez’ muamelesi yapar
KİMDİR BU PİSLİKLER?
Hakikaten nasıl bu kadar ’pislik’ olabiliyorlar? Bu ’çekilmez’ insanları 3 büyük kategoride tanımlamak mümkün:
(1) İstediği yere gelememiş muhterisler. Henüz üst düzey yönetici olamamış, olmak için her şeyi göze alanlar. Herkesi, hedefe varmak için birer araç, basamak olarak görenler. Çevrelerine daima ’Ne şekilde faydalanabilirim? İşime nasıl yarar?’ gözüyle bakanlar.
(2) Kendini herkesten üstün zannedenler. İyi mevkileri, paraları ve emirlerini yerine getiren insanlar olduğu için kendilerini bir halt zannedenler.
(3) Kendinden ve bulunduğu mevkiyi hak ettiğinden emin olmayanlar. Statülerinden, diplomalarından, bulundukları yeri doldurabildiklerinden emin olmayanlar. (Görev tanımı net yapılmamış şirketlerde çok yaygındır.)
Çalışma hayatında bunlara nasıl davranmak gerekir? Mümkünse ki olmayabilir bunlardan uzak durarak. Olmadı, birincilere ’bir gün işime yarayabilir, bana faydası olabilir’ intibaı vererek. İkincilere tahammül ederek. Zaten başka bir şey yapamazsınız. Nihayet üçüncülere elden geldiği kadar güven aşılayarak. Ama doğrudan değil, gizli gizli. Yoksa paranoyalarını daha da güçlendirirsiniz.
Hakikaten nasıl bu kadar ’pislik’ olabiliyorlar? Bu ’çekilmez’ insanları 3 büyük kategoride tanımlamak mümkün:
(1) İstediği yere gelememiş muhterisler. Henüz üst düzey yönetici olamamış, olmak için her şeyi göze alanlar. Herkesi, hedefe varmak için birer araç, basamak olarak görenler. Çevrelerine daima ’Ne şekilde faydalanabilirim? İşime nasıl yarar?’ gözüyle bakanlar.
(2) Kendini herkesten üstün zannedenler. İyi mevkileri, paraları ve emirlerini yerine getiren insanlar olduğu için kendilerini bir halt zannedenler.
(3) Kendinden ve bulunduğu mevkiyi hak ettiğinden emin olmayanlar. Statülerinden, diplomalarından, bulundukları yeri doldurabildiklerinden emin olmayanlar. (Görev tanımı net yapılmamış şirketlerde çok yaygındır.)
Çalışma hayatında bunlara nasıl davranmak gerekir? Mümkünse ki olmayabilir bunlardan uzak durarak. Olmadı, birincilere ’bir gün işime yarayabilir, bana faydası olabilir’ intibaı vererek. İkincilere tahammül ederek. Zaten başka bir şey yapamazsınız. Nihayet üçüncülere elden geldiği kadar güven aşılayarak. Ama doğrudan değil, gizli gizli. Yoksa paranoyalarını daha da güçlendirirsiniz.
ŞİRKETE MALİYETLERİ YÜKSEKTİR
Turnover, motivasyon bozukluğu, performans düşüklüğü... Bu ’pisliğin’ etkisi derhal görülür. Bob Sutton, yöneticilerin sorunu ’maliyet’ açısından ele almaları gerektiğini söylüyor ve dikkate alınması gereken faktörleri sıralıyor.
Robert Sutton, Stanford Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde profesör. Uzmanlık alanı Yönetim Bilimleri ve Mühendislik. Stanford School of Business’te misafir hoca. Clorox, Ernst & Young, Deloitte Consulting, Gap, HP, Brass Ring, IDEO, IBM, McDonald’s, McKinsey, People Magazine, Pepsi, Proctor & Gamble, SAP, Steelcase ve Xerox gibi şirketlerin danışmanı. Yayımlanmış ve yabancı dillere çevrilmiş birçok kitabı var.
İK departmanları açısından durum
-Şirketteki ’sinirlilik’ ortamını ortadan kaldırmak, pislikleri veya kurbanlarını yeniden eğitmek (!), danışmanlar, koçlar vd için zaman ve para kaybı
-Dahili ve harici hukuk danışmanlarına verilen paralar
-Kurbanlara ödenen tazminatlar
-Hukukun açıklarını kullanan pisliklere ödenen tazminatlar
-Sağlık sigortası masrafları
Kurbanların ve şahitlerin gördüğü zarar
-Negatif gayretler: Bunlarla karşılaşmamak, karşılaşınca etkilenmemek, olumsuz etkilerinden kurtulabilmek için harcanan efor.
-Ofiste "psikolojik güven ortamı" bozulur, ortaya çıkan huzursuzluk-korku havası çalışanların inisiyatif kullanmasını, risk almasını engeller ve kendi ve başkalarının hatalarını görerek gelişme olanaklarını ortadan kaldırır. Şeffaflığın, açık yürekliliğin yerini sinsilik, içten pazarlılık alır.
-Motivasyon ve enerji kaybı ortaya çıkar.
-Stres sebebiyle çalışanların zihinsel ve fizik sorunları ortaya çıkar.
-Etkilenenlerde zihinsel kapasite düşüşü görülebilir.
-Saygısız muamele, kötüleme diğer çalışanları da birer ’şirket pisliği’ haline getirebilir.
-İşe gelmeme, kaytarma oranı artar.
-Uzun vadede çalışan kariyeri zarar görür.
Pisliklerin kendilerinin gördüğü zarar
-Kurbanları ve şahitler bunlara yardım etmek istemez, onlarla işbirliğinden ve gerçekleri yüzlerine karşı söylemekten kaçınır.
-Hatta karşı tepki verebilirler.
-Artılarını şirkette değerlendiremez, potansiyelini kullanamaz.
-Ayıbı yüzüne vurulduğunda utanabilir.
-İşini kaybedebilir.
-Kariyeri uzun vadede zarar görebilir.
Yönetime verdikleri zarar
-Yöneticiler bu pislikleri sakinleştirmek, yola getirmek veya cezalandırmak için,
-Bunlardan zarar gören çalışanları, hatta müşterileri, satıcıları, çeşitli iş ortaklarını ikna etmek için,
-Bunların zararını aza indirmek için servisleri, ekipleri yeniden organize etmek için,
-Ve bunların veya kurbanlarının yerine şirkete alınacak personeli yetiştirmek için zaman ve efor harcarlar.
-Ayrıca yöneticiler yorulurlar, moralleri bozulur, motivasyonları düşer ve işlerinde daha az başarılı ve etkili olurlar.
Dizginleri ele geçirirlerse ne olur
-Yönetim sisteminde her türlü iyileşme ümidinin ortadan kalkması
-İnovasyon ve yaratıcılığın ölümü
-İş yerinde uyum ve dayanışmanın göreceği zarar
-’Gönüllü’ çalışmanın ortadan kalkması
-Kurbanların (dava veya karşı girişimlerle) şirkete vereceği zarar, getireceği maliyet
-İşbirliği yapılan dış şirketler, kurum ve kişilerle ilişkiler bozulur
-Bunların faturaları şişmeye başlar (’Bu pislikle daha ucuza iş yapılmaz!’)
-İyi eleman bulmak ve çalıştırmak zorlaşır.
Turnover, motivasyon bozukluğu, performans düşüklüğü... Bu ’pisliğin’ etkisi derhal görülür. Bob Sutton, yöneticilerin sorunu ’maliyet’ açısından ele almaları gerektiğini söylüyor ve dikkate alınması gereken faktörleri sıralıyor.
Robert Sutton, Stanford Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde profesör. Uzmanlık alanı Yönetim Bilimleri ve Mühendislik. Stanford School of Business’te misafir hoca. Clorox, Ernst & Young, Deloitte Consulting, Gap, HP, Brass Ring, IDEO, IBM, McDonald’s, McKinsey, People Magazine, Pepsi, Proctor & Gamble, SAP, Steelcase ve Xerox gibi şirketlerin danışmanı. Yayımlanmış ve yabancı dillere çevrilmiş birçok kitabı var.
İK departmanları açısından durum
-Şirketteki ’sinirlilik’ ortamını ortadan kaldırmak, pislikleri veya kurbanlarını yeniden eğitmek (!), danışmanlar, koçlar vd için zaman ve para kaybı
-Dahili ve harici hukuk danışmanlarına verilen paralar
-Kurbanlara ödenen tazminatlar
-Hukukun açıklarını kullanan pisliklere ödenen tazminatlar
-Sağlık sigortası masrafları
Kurbanların ve şahitlerin gördüğü zarar
-Negatif gayretler: Bunlarla karşılaşmamak, karşılaşınca etkilenmemek, olumsuz etkilerinden kurtulabilmek için harcanan efor.
-Ofiste "psikolojik güven ortamı" bozulur, ortaya çıkan huzursuzluk-korku havası çalışanların inisiyatif kullanmasını, risk almasını engeller ve kendi ve başkalarının hatalarını görerek gelişme olanaklarını ortadan kaldırır. Şeffaflığın, açık yürekliliğin yerini sinsilik, içten pazarlılık alır.
-Motivasyon ve enerji kaybı ortaya çıkar.
-Stres sebebiyle çalışanların zihinsel ve fizik sorunları ortaya çıkar.
-Etkilenenlerde zihinsel kapasite düşüşü görülebilir.
-Saygısız muamele, kötüleme diğer çalışanları da birer ’şirket pisliği’ haline getirebilir.
-İşe gelmeme, kaytarma oranı artar.
-Uzun vadede çalışan kariyeri zarar görür.
Pisliklerin kendilerinin gördüğü zarar
-Kurbanları ve şahitler bunlara yardım etmek istemez, onlarla işbirliğinden ve gerçekleri yüzlerine karşı söylemekten kaçınır.
-Hatta karşı tepki verebilirler.
-Artılarını şirkette değerlendiremez, potansiyelini kullanamaz.
-Ayıbı yüzüne vurulduğunda utanabilir.
-İşini kaybedebilir.
-Kariyeri uzun vadede zarar görebilir.
Yönetime verdikleri zarar
-Yöneticiler bu pislikleri sakinleştirmek, yola getirmek veya cezalandırmak için,
-Bunlardan zarar gören çalışanları, hatta müşterileri, satıcıları, çeşitli iş ortaklarını ikna etmek için,
-Bunların zararını aza indirmek için servisleri, ekipleri yeniden organize etmek için,
-Ve bunların veya kurbanlarının yerine şirkete alınacak personeli yetiştirmek için zaman ve efor harcarlar.
-Ayrıca yöneticiler yorulurlar, moralleri bozulur, motivasyonları düşer ve işlerinde daha az başarılı ve etkili olurlar.
Dizginleri ele geçirirlerse ne olur
-Yönetim sisteminde her türlü iyileşme ümidinin ortadan kalkması
-İnovasyon ve yaratıcılığın ölümü
-İş yerinde uyum ve dayanışmanın göreceği zarar
-’Gönüllü’ çalışmanın ortadan kalkması
-Kurbanların (dava veya karşı girişimlerle) şirkete vereceği zarar, getireceği maliyet
-İşbirliği yapılan dış şirketler, kurum ve kişilerle ilişkiler bozulur
-Bunların faturaları şişmeye başlar (’Bu pislikle daha ucuza iş yapılmaz!’)
-İyi eleman bulmak ve çalıştırmak zorlaşır.
EN KÖTÜ DURUM PİSLİK ŞİRKETİN BAŞINDA
Peki, ya söz konusu pislik senin şefin, müdürün, hatta Allah vermesin patronunsa!? Önünde 4 tercih var:
1- Mümkünse, şapkanı al ve bir an önce kaç...
2- Saldırıya maruz kalmamak için psikolojik olarak ’kabuğuna çekil’. Uzmanlar ’hızlı iniş’ gibi zen metodları, durumu beter etmemek için akıntıya karşı kürek çekmemeyi, yel değirmenleriyle savaşmamayı öneriyorlar. Hasılı kendini korumayı.
3- Küçük tepkilerle, küçük karşı saldırılarla yıprat. Bob Sutton, sürekli bisküvilerini aşıran genel müdüre ’tuzak kuran’ bir sekreter örneğini veriyor. Müdür bütün günü tuvalette geçirmek zorunda kalınca, hırsızlıktan vazgeçmiş.
4- Toplu direniş. Bu sessiz ve sinsi bir direniş de olabilir, açık ve gürültülü de. Kesin olan bir şey varsa, pislik iktidarda olsa bile, toplu bir direniş onu zor durumda bırakacaktır.
Peki, ya söz konusu pislik senin şefin, müdürün, hatta Allah vermesin patronunsa!? Önünde 4 tercih var:
1- Mümkünse, şapkanı al ve bir an önce kaç...
2- Saldırıya maruz kalmamak için psikolojik olarak ’kabuğuna çekil’. Uzmanlar ’hızlı iniş’ gibi zen metodları, durumu beter etmemek için akıntıya karşı kürek çekmemeyi, yel değirmenleriyle savaşmamayı öneriyorlar. Hasılı kendini korumayı.
3- Küçük tepkilerle, küçük karşı saldırılarla yıprat. Bob Sutton, sürekli bisküvilerini aşıran genel müdüre ’tuzak kuran’ bir sekreter örneğini veriyor. Müdür bütün günü tuvalette geçirmek zorunda kalınca, hırsızlıktan vazgeçmiş.
4- Toplu direniş. Bu sessiz ve sinsi bir direniş de olabilir, açık ve gürültülü de. Kesin olan bir şey varsa, pislik iktidarda olsa bile, toplu bir direniş onu zor durumda bırakacaktır.
Etiketler: İş yerinde huzuru bozanlar : The Nole Asshole Rule ya da 'sıfır pislik' kuralı

<< Ana Sayfa